|
Adalet Bakanlığından:
ÇOCUK KORUMA KANUNUNUN UYGULANMASINA
İLİŞKİN
USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1)
Bu Yönetmeliğin amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen
çocukların korunması, haklarının ve esenliklerinin güvence altına
alınması ile Çocuk Koruma Kanununun uygulanmasına ilişkin usûl ve
esasları düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1)
Bu Yönetmelik, denetim altına alınmasına karar verilen, korunma
ihtiyacı olan ve suça sürüklenen çocuklar hakkında yürütülecek
uygulamalar ile sosyal inceleme raporlarına ve suça sürüklenen
çocukların soruşturma ile yargılama usûllerine ilişkin kuralların
uygulanmasına ve bu konuyla ilgili olarak görev yapanların hizmet
öncesi ve hizmet içi eğitimine dair usûl ve esasları kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1)
Bu Yönetmelik, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun
32 ve 47 nci maddelerine dayanılarak
hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1)
Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Çocuk: Daha erken yaşta
ergin olsa bile, onsekiz yaşını
doldurmamış kişiyi; bu kapsamda,
1) Korunma ihtiyacı olan
çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlâkî, sosyal ve duygusal gelişimi ile
kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen
ya da suç mağduru çocuğu,
2) Suça sürüklenen çocuk:
Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile
hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya
da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen
çocuğu,
b) Çocuk hâkimi: Hakkında
kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla
korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını
veren çocuk mahkemesi hâkimini,
c) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununu,
d) Kurum: Bu Yönetmelik
kapsamındaki çocuğun bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir
kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumları,
e) Mahkeme: Çocuk mahkemeleri
ile çocuk ağır ceza mahkemelerini, çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde
aile ya da asliye hukuk mahkemeleri ile
ceza mahkemelerini,
f) Sosyal çalışma görevlisi:
Psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyal hizmet
alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını,
g) Denetim görevlisi:
Denetimli serbestlik ve yardım merkezlerinde kadrolu veya geçici
olarak görev yapan psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog ve öğretmeni,
h) Şube Müdürlüğü: Taşra
teşkilâtındaki denetimli serbestlik ve yardım merkezî şube
müdürlüğünü,
i) Büro: Şube müdürlüğü
bulunmayan ilçelerde denetimli serbestlik ve yardım hizmetlerini
yürütmek üzere şube müdürlüğüne bağlı olarak kurulan büroyu,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Soruşturma ve Kovuşturma
Soruşturma
MADDE 5 – (1)
Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma, çocuk bürosunda görevli
Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır. Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde, soruşturma çocuk bürosunda görevli olmayan
Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.
(2) Çocuk mahkemeleri ile
çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup
göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait
soruşturmalar Cumhuriyet başsavcılığının iş bölümünde gösterilen
Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(3) Mahkemelerin yargı
çevresi dikkate alınarak, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ağır ceza
mahkemesi ile bağlı bulunduğu çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza
mahkemesi farklı yerlerde bulunduğu takdirde, Cumhuriyet savcısı çocuk
hakkında düzenlediği soruşturma evrakını, çocuk mahkemesine veya çocuk
ağır ceza mahkemesine dava açılmak üzere bu yer Cumhuriyet
başsavcılığına fezleke düzenleyerek gönderir.
(4) Suça sürüklenen çocuğun
ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında,
çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.
(5) Mağdur çocuğun tanık
olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, 4/12/2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa ilişkin hükümleri
uygulanır.
(6) İşlenen suçun etkisiyle
psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk, bu suça ilişkin soruşturmada tanık
olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması
açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(7) Mağdur çocuğun tanık
olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim
alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere
ilişkin hükümler uygulanır.
(8) Cumhuriyet savcısı
soruşturmayı yürütürken aynı zamanda tedbir kararı alınabilmesi için
korunma ihtiyacı olan çocuğu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu gerekli incelemeyi derhâl yapar. Koruyucu ve destekleyici
tedbir kararı alınması gereken hâllerde, il veya ilçe sosyal hizmetler
müdürlüğünce çocuk hakkında bu Yönetmeliğin 21 inci maddesine uygun
olarak hazırlanacak sosyal inceleme raporu, talep yazısı ekinde
mahkemeye veya çocuk hâkimine sunulur. Kurum, aynı zamanda yaptığı
inceleme sonucunda hazırladığı sosyal inceleme raporunun bir örneğini
soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcılığına gönderir. Cumhuriyet savcısı
da soruşturma sırasında gerekli gördüğünde çocuk hâkiminden koruyucu
ve destekleyici tedbir kararı verilmesini isteyebilir.
(9) Çocuklar hakkında,
yakalama, gözaltına alma ve ifade almaya ilişkin hususlarda 1/6/2005
tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yakalama, Gözaltına
Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin çocuklara ilişkin hükümleri
uygulanır.
(10) Fiili işlediği sırada
oniki yaşından küçük çocuklar ile
onbeş yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri iddia olunan suçlara dair delillerin
toplanması veya başka fail ya da faillerin
bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olarak yukarıdaki
esaslar dahilinde soruşturma yapılabilir.
(11) Görünüş itibarıyla
oniki yaşından büyük olup, nüfus kaydına
göre oniki yaşından küçük çocuklar ile
çocuğun nüfusa kayıtlı yaşının gerçek yaşı olmadığının başka bir
şekilde anlaşılması hâlinde; çocuğun yaşı hukuk mahkemesi
nezdinde dava açılıp düzeltilmeden kamu
davası açılamaz.
Çocuğun gözaltında
tutulması
MADDE 6 – (1)
Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.
(2) Kolluğun çocuk biriminin
bulunmadığı yerlerde çocuklar, yukarıda belirtilen hususlara uygun
olarak, gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.
İştirak hâlinde işlenen
suçlar
MADDE 7 – (1)
Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, adlî kolluk
tarafından çocuklar hakkında ayrı evrak düzenlenir, soruşturma ve
kovuşturma ayrı yürütülür.
(2) Bu hâlde de çocuklar
hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü
takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın
sonucuna kadar bekletebilir.
(3) Davaların birlikte
yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde,
yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla
birleştirme kararı verilebilir.
a) Birleştirme kararı
verilmesinin genel mahkemeler tarafından istenildiği hâllerde; çocuk
hakkında davayı yürüten mahkeme davaların birleştirilmesini uygun
bulursa genel mahkeme iki davanın birleştirilmesine dair ara kararı
vererek, bunu çocuk hakkındaki davayı görmekte bulunan mahkemeye
bildirir. Bunun üzerine çocuk mahkemesi de birleştirme kararı vererek
dosyasını esastan kapatır ve genel mahkemeye gönderir. Bu takdirde
birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.
b) Birleştirme kararı
verilmesinin çocuk hakkında davayı yürüten mahkeme tarafından
istenildiği hâllerde; genel mahkeme davaların birleştirilmesini uygun
bulursa iki davanın birleştirilmesine dair ara kararı vererek, bunu
çocuk hakkındaki davayı görmekte bulunan mahkemeye bildirir. Bunun
üzerine çocuk mahkemesi de birleştirme kararı vererek dosyasını
esastan kapatır ve genel mahkemeye gönderir. Bu takdirde birleştirilen
davalar genel mahkemelerde görülür.
Çocuğun nakli
MADDE 8 – (1)
Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu
hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya
beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için
kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.
Adlî kontrol
MADDE 9 – (1)
Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma
evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden
bir ya da birkaçına karar verilebilir:
a) Belirlenen çevre sınırları
dışına çıkmamak,
b) Belirlenen bazı yerlere
gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek,
c) Belirlenen kişi ve
kuruluşlarla ilişki kurmamak.
Adlî kontrol tedbirlerine
uymama
MADDE 10 –
(1) Adlî kontrol tedbirlerinden sonuç alınamaması, sonuç
alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda suça
sürüklenen çocuk hakkında yetkili yargı mercii tarafından tutuklama
kararı verilebilir ya da adlî kontrolün
içeriğini oluşturan yükümlülükler bütünüyle veya kısmen
kaldırılabilir, değiştirilebilir veya bunlardan bazılarına uymaktan
geçici olarak muaf tutulabilir.
Tutuklama yasağı
MADDE 11 –
(1) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar
hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren
fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.
Adlî kontrol tedbirlerinin
yerine getirilmesi
MADDE 12 –
(1) Adlî kontrol yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde, 20/12/2005
tarihli ve 26029 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Denetimli
Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği
hükümleri uygulanır.
Kovuşturma
MADDE 13 –
(1) Çocukların duruşmaları kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada
açıklanır. Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal
çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda
bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir.
(2) Kovuşturma sırasında
onsekiz yaşını doldurmuş çocuklar hakkında
yargılama açık yapılır, hükümde
açık tefhim edilir. Ancak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
182 nci maddesinin ikinci fıkrasında
belirlenen koşulların varlığı hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasına
mahkemece karar verilebilir.
(3) Mahkeme veya hâkim,
çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun
yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir. Sosyal çalışma
görevlisi, çocuğa bu süreçte haklarını öğretmek, yargılama süreci
hakkında bilgilendirmek ve kendini güvende hissetmesi, süreci anlaması
ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi için ona yardım etmekle
görevlidir.
(4) Mağdur çocuğun tanık
olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanununun tanıklığa ilişkin hükümleri uygulanır.
(5) İşlenen suçun etkisiyle
psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk, bu suça ilişkin kovuşturmada tanık
olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması
açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(6) Mağdur çocuğun tanık
olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim
alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere
ilişkin hükümler uygulanır.
(7) Duruşmalarda hazır
bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan
çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır
bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.
(8) Çocuk mahkemeleri ile
çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu
mahkemeler kurulup göreve
başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait
kovuşturmalar görevli mahkemelerce Kanun ve ilgili yönetmelik
hükümlerine göre yapılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cumhuriyet Savcılığı ve Kolluk
Cumhuriyet savcılığı çocuk
bürosu
MADDE 14 –
(1) Cumhuriyet
başsavcılıklarında bir çocuk bürosu kurulur. Cumhuriyet
başsavcısınca, bu büroda Kanunun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında
öngörülen nitelikleri haiz olanlar arasından yeterli sayıda Cumhuriyet
savcısı görevlendirilir.
(2) Ayrıca, büroda görevli
Cumhuriyet savcıları ile çalışmak, büro görevlerini Kanunun 4 üncü
maddesine uygun olarak yerine getirmek üzere bir müdür ve yeterli
sayıda zabıt kâtibi görevlendirilir.
Cumhuriyet savcılığı çocuk
bürosunun görevleri
MADDE 15 –
(1) Çocuk bürosunun görevleri şunlardır:
a) Suça sürüklenen çocuklar
hakkındaki soruşturma işlemlerini yürütmek,
b) Çocuklar hakkında tedbir
alınması gereken durumlarda, gecikmeksizin tedbir alınmasını sağlamak,
c) Korunma ihtiyacı olan, suç
mağduru veya suça sürüklenen çocuklardan yardıma, eğitime, işe,
barınmaya ihtiyacı olan veya uyum güçlüğü çekenlere ihtiyaç duydukları
destek hizmetlerini sağlamak üzere, ilgili kamu kurum ve kuruluşları
ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmak, bu gibi
durumları çocukları korumakla görevli Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumuna veya diğer kurum ve kuruluşlara bildirmek,
d) Çocuk Koruma Kanununa Göre
Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması
Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince il veya ilçe koordinasyon
makamları ile işbirliği içinde çalışmak,
e) Çocuk Koruma Kanununda ve
diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek.
(2) Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde, bu görevler çocuk bürosunda görevli olmayan
Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.
Kolluğun çocuk birimi
MADDE 16 –
(1) Çocuklarla ilgili kolluk görevi, öncelikle kolluğun çocuk
birimleri tarafından yerine getirilir.
(2) Kolluk bünyesinde
çocuklarla ilgili işlemlerin yürütülmesi sırasında, bunların
soruşturma nedeniyle kolluk biriminde bulunan yetişkinlerle
karşılaşmalarının engellenmesi için gerekli tedbirler alınır.
(3) Kolluğun çocuk birimi,
korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuklar hakkında işleme
başlandığında durumu, derhal çocuğun veli veya vasisine
ya da çocuğun bakımını üstlenen kimseye,
baroya ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna, çocuk resmî
veya özel bir kurumda kalıyorsa ayrıca kurum temsilcisine bildirir.
Ancak, çocuğu suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden
şüphelenilen yakınlarına bilgi verilmez. Keyfiyet, soruşturma dosyası
içine konulmak üzere tutanak altına alınarak derhâl Cumhuriyet
savcısına bildirilir.
(4) Çocuğun yararı aksini
gerektirmediği takdirde kollukta bulunduğu süre içerisinde yanında
yakınlarından birinin devamlı olarak bulunmasına imkân sağlanır.
Çocuğu suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden şüphelenilen
yakınları yanında bulundurulmaz. Keyfiyet hazırlanan tutanağa
yazılarak adlî veya idarî makamlara sevk edilen evraka eklenir.
(5) Kolluğun çocuk birimi,
suça sürüklenen çocuğun aileye teslimini gerektiren hâllerde; çocuğun
teslim edileceği veli, vasi, kanunî temsilci veya bakımını üstlenen
kimseleri bulamaz ya da bunların çocuğu
suça azmettirdiğinden veya istismar ettiğinden şüphelendiğinde bu
kişilere teslim edemez. Cumhuriyet savcısının talimatını alarak Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim eder.
(6) Kolluk görevlisi, teslim
ettiği çocuğun veli, vasi, kanunî temsilcisi veya bakımını üstlenen
kimselerin çocuğa yeterli rehberliği sunamadığı veya çocuğu yeterince
gözetemediği hususlarında bilgi edinmesi hâlinde durumu Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna derhâl bildirir.
(7) Korunma ihtiyacı içinde
olan çocuğun bulunduğunun bildirimi, tespiti veya hakkında acil
korunma kararı almak için beklemenin çocuğun yararına aykırı olacağını
gösteren nedenlerin varlığı, çocuğun teslim edileceği veli, vasi,
kanunî temsilcisi veya bakımını üstlenen kimselerin sosyal, ekonomik
ve kültürel durumu ile yörenin örf ve âdetleri dikkate alınarak,
çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları ile yarar ve
esenliğinin tehlikeye düşebileceğinin tespiti hâlinde; kolluğun çocuk
birimi, durumun gerektirdiği önlemleri almak suretiyle çocuğun
güvenliğini sağlar ve mümkün olan en kısa sürede Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim eder. Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu, kolluk tarafından getirilen çocukların derhâl teslim
alınabilmesi için gerekli önlemleri alır. Kolluğun çocuk birimi, suç
mağduru olan korunma ihtiyacı içinde olan çocuklar hakkında Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna teslim işlemini, Cumhuriyet
savcısının talimatı doğrultusunda yapar.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal İnceleme
Sosyal çalışma
görevlilerinin atanmaları ve çalışma esasları
MADDE 17 –
(1) Her mahkemeye en az birer ve iş durumuna göre yeterli sayıda
psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyal hizmet
alanlarında en az lisans düzeyinde eğitim veren kurumlardan mezun
sosyal çalışma görevlisi Adalet Bakanlığı tarafından atanır. Atamada;
çocuk ve aile sorunları ile çocuk hukuku ve çocuk suçluluğunun
önlenmesi alanlarında lisansüstü eğitim yapmış olanlar tercih edilir.
(2) Sosyal inceleme
raporları, öncelikle mahkemelere atanan birinci fıkrada sayılan
görevliler tarafından düzenlenir. Ancak, Çocuk Koruma Kanununa Göre
Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması
Hakkında Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddesi
hükümleri saklıdır. Kovuşturma sırasında çocuğun korunma ihtiyacı
içinde olduğunun anlaşılması ve sosyal inceleme raporunun alınmamış
olması hâlinde mahkemelerin rapor talepleri
hakkında da Çocuk Koruma Kanununa
Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının
Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı
maddesi hükmü uygulanır.
(3) Sosyal çalışma
görevlilerinin bulunmaması veya görevin bunlar tarafından yapılmasında
fiilî ya da hukukî bir engel bulunması
hâlinde; birinci fıkrada öngörülen nitelikleri haiz olmak şartıyla
diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan veya serbest meslek icra
eden sosyal çalışma görevlileri, inceleme için görevlendirilebilir.
(4) Sosyal çalışma
görevlilerinin görev alanı haricinde başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç
duyulması hâlinde, birinci fıkrada öngörülen nitelikleri haiz olmak
şartıyla mahkemece, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile
serbest meslek icra edenler arasından görevlendirme yapılabilir.
(5) Üçüncü ve dördüncü
fıkralarda sayılanlar arasından temin edilemediği takdirde inceleme
yaptırmak için denetimli serbestlik görevlisi olarak istihdam edilen
sosyal çalışma görevlisinden de yararlanılabilir.
(6) Görevlendirme yapılırken
bilirkişilerin iş durumu gözetilerek 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre İl Adlî Yargı
Adalet Komisyonlarınca Bilirkişi Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında
Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan listelerden yararlanılır.
(7) Üçüncü, dördüncü ve
beşinci fıkralara göre yapılan görevlendirmelerde, incelemeyi
yapanlara mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından bilirkişilik esasları
çerçevesinde tayin edilecek ücret Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü
ödeneğinden ödenir.
(8) Mahkemelere atanan sosyal
çalışma görevlilerine Kanun kapsamındaki tedbir kararlarını yerine
getirdikleri sürece almakta oldukları aylıklarının brüt tutarının
yüzde ellisi oranında aylık ödenek verilir.
(9) Kanun kapsamındaki
tedbirleri uygulayan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda
görevli sosyal çalışma görevlilerine almakta oldukları aylıklarının
brüt tutarının yüzde ellisi oranında aylık ödenek verilir.
(10) Hakkında sosyal inceleme
yapılacak çocuğun, incelemeye tâbi tutulacak çevresi mahkemenin yetki
alanı dışında ise, davayı gören mahkemenin talimatına bağlı olarak
çocuğun bulunduğu yerdeki mahkemece inceleme yaptırılır. Büyükşehir
belediye sınırları içinde kalan yerlerde bu inceleme, davayı gören
mahkemeye bağlı olarak çalışan sosyal çalışma görevlilerince
yapılabilir.
(11) Sosyal çalışma
görevlileri, görevlerini yerine getirmek üzere yaptıkları masrafları
belgeleyerek, görevlendirmeyi yapan mercie ibraz eder. Merci
tarafından onaylanan giderler, Cumhuriyet başsavcılığının suçüstü
ödeneğinden ödenir.
Sosyal çalışma
görevlisinin çalışma ilkeleri
MADDE 18 –
(1) Sosyal çalışma görevlisi görevini yaparken Kanunda belirlenen
temel ilkeler ve meslek etiği kuralları
uyarınca hareket eder. Bu doğrultuda;
a) Görevlendirildiği çocukla,
gereksinimi doğrultusunda yeterli süre ve sayıda görüşmekle,
b) Kollukta ve adlîyede
yapılacak görüşmeleri; görüşmenin amaç ve niteliğine ve çocukların
özellik ve gereksinimlerine uygun olarak düzenlenmiş mekanda ve
biçimde yapmakla,
c) Görüşmeye başlamadan önce
çocuğu görüşmenin amacı, hakları ve yükümlülükleri, görüşmenin
sonuçları ve sosyal çalışma görevlisinin yasal yükümlülükleri hakkında
bilgilendirmekle,
d) Çocuğun katılım hakkına
saygı göstererek ve kendi görüşlerini serbestçe oluşturma yeteneğine
veya yeterli idrak gücüne sahip olan çocuğun kendisi ile ilgili olarak
alınacak kararlara katılımını sağlamakla,
e) Çocuğa ilişkin bilgi ve
belgelerin, sosyal verilerin, amacı dışında işleme konulmaması veya
kullanılmaması için çalışmalarını gizlilik ilkesine uyarak sosyal
sırların korunması esasına göre sürdürmekle, verileri sadece
yetkililere veya yetkilendirilen yerlere bildirmekle,
f) Çocuğa
psiko-sosyal desteği sağlamak üzere
gerekli rehberliği yapmak, çocuğun örselenmemesi için gerekli
önlemleri almakla,
yükümlüdür.
Sosyal çalışma
görevlilerinin görevleri
MADDE 19 –
(1) Sosyal çalışma görevlilerinin görevleri şunlardır:
a) Hâkim veya mahkemenin
çocuk hakkında bir karar vermesinden önce onun içinde bulunduğu
koşulları, çocuğun özelliklerini ve çocuğun toplumda yapıcı bir rol
üstlenmesini ve yararlanılabilecek toplumsal kaynakları tanımasını
sağlamak üzere görevlendirildikleri çocuk hakkında sosyal inceleme
yapmak, hazırladıkları raporları kendilerini görevlendiren mercie
sunmak,
b) Suça sürüklenen çocuğun
ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında adalet mekanizmasının
işleyişinden olumsuz etkilenmesini önlemek amacıyla çocuğun yanında
bulunmak, çocuğun hakları ile kendisine yöneltilen suçlama dahil olmak
üzere yargılama süreci hakkında anlayabileceği bir dilde
bilgilendirilmesini sağlamak, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında
da benzeri işlemleri ifa etmek,
c) Sosyal inceleme, gözetim
ve denetim yapmasını engelleyen durumların ortaya çıkması hâlinde
durumu derhal görevlendirildikleri mercie bildirerek gerekli
önlemlerin alınmasını istemek,
d) Çocukla ilgili kararların
yerine getirilmesinde veya çocuğun kapasitesinin araştırılması ile
görevli adlî mercilerce tayin edilen uzmanlar dahil olmak üzere ilgili
kurum ve kuruluş yetkilileri ile çocuk hakkındaki kararın amaca
ulaşmasını sağlamak üzere işbirliği yapmak ve uzmanlık alanına giren
konularda görüşlerini bildirmek suretiyle bu kişilere yardımcı olmak,
e) Kanun kapsamında
mahkemeler, çocuk hâkimleri ve Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından
verilen diğer görevleri yapmak.
(2) Mahkeme ve hâkimler ile
çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları sosyal çalışma
görevlilerinden aşağıdaki görevleri yapmalarını isteyebilir:
a) İşbirliği yapılabilecek
toplumsal kaynakları ve işbirliği olanaklarını araştırmak ve
geliştirmek,
b) Koruyucu ve destekleyici
tedbir kararı verilen çocuk hakkında mahkeme veya çocuk hâkimince
kendisine görev verildiği hâllerde kararın uygulanması, takibi ve
denetimine ilişkin inceleme yapmak,
(3) İkinci fıkranın (b) bendi
hükmü, sosyal çalışma görevlisinin denetim görevlisi olarak sahip
olduğu görev ve yetkilerini ortadan kaldırmaz.
(4) Sosyal çalışma
görevlileri, sosyal inceleme yaparken Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu, Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler ve bunların her türlü
kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlardan, yaptığı sosyal
incelemenin amacına uygun olarak çocuk ve yakın çevresi ile çocuk
hakkında uygulanabilecek koruyucu ve destekleyici tedbirin
belirlenebilmesine yönelik ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri isteme
yetkisine sahiptir. İlgililer, sosyal çalışma görevlilerinin
çalışmaları sırasında kendilerine yardımcı olmak ve çocuk hakkında
istenen bilgileri vermek zorundadır. Meslek sırrı kapsamındaki
bilgiler istisnadır.
Sosyal inceleme talebi,
yaptırılması ve değerlendirilmesi
MADDE 20 –
(1) Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hâkimleri
veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel
özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılabilir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında çocuğun, veli veya vasisi
ya da müdafi veya bu kimselerin avukatları
da mahkeme veya çocuk hâkimine müracaat ederek çocuk hakkında sosyal
inceleme yapılmasını talep edebilirler.
(2) Fiili işlediği sırada
oniki yaşını bitirmiş
onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile
onbeş yaşını doldurmuş ancak
onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından sosyal inceleme
yaptırılması zorunludur.
(3) Fiili işlediği sırada
oniki yaşını bitirmiş
onbeş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile
onbeş yaşını doldurmuş ancak
onsekiz yaşını doldurmamış sağır ve
dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin olup olmadığını takdir yetkisi münhasıran mahkemeye
aittir. Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, çocuğun içinde bulunduğu
aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim, fiziksel ve
ruhsal gelişimi hakkında bir rapor düzenler. Hâkim, bu yaş grubuna
giren çocuğun kusur yeteneğinin olup olmadığını takdir ederken,
görevlendirdiği bilirkişinin hazırlamış bulunduğu raporda yer verilen
gözlem, tespit ve değerlendirmeleri gözönünde
bulundurur.
(4) İkinci ve üçüncü
fıkralardaki hâllerde, hâkim veya mahkeme, sosyal inceleme raporu ile
birlikte çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama
ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin
belirlenebilmesi amacıyla adlî tıp uzmanı,
psikiyatrist ya da zorunluluk
hâlinde uzman hekimden görüş alır.
(5) Derhâl tedbir alınmasını
gerektiren acil durumlarda sosyal inceleme sonucu beklenmeden tedbir
kararı verilebilir. Ancak sosyal inceleme daha sonra yaptırılarak,
gerektiğinde tedbir konusunda verilen karar değiştirilebilir.
(6) İnceleme, kararda
gösterilen sürede tamamlanmalıdır; gerektiğinde ek süre talep
edilebileceği gibi kararda bir süre belirtilmemiş olması hâlinde
incelemenin çocuğun durumunun aciliyetine
uygun bir süre içerisinde tamamlanarak, raporun mahkemeye sunulmuş
olması gerekir.
(7) Mahkeme veya çocuk hâkimi
tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde,
gerekçesi kararda gösterilir.
Sosyal inceleme raporları
MADDE 21 –
(1) Sosyal inceleme raporlarında yapılan incelemenin özelliğine ve
verilen görevin niteliğine göre aşağıdaki hususların tamamına veya bir
kısmına yer verilir;
a) Hakkında inceleme
yapılması talep edilen çocuğun;
1) Doğumundan başlayarak
geçirdiği gelişim aşamaları,
2) Fiziksel, zihinsel,
duygusal, sosyal ve moral gelişim özellikleri,
3) Ailesinin toplumsal,
ekonomik ve kültürel durumu,
4) Aile bireyleri arasındaki
ilişki,
5) Okul ve iş ortamı ile boş
zamanlarını değerlendirdiği çevre,
6) İçinde bulunduğu hukukî
durum ve adlî mercilerin müdahalelerini gerektiren olaylar,
7) İnceleme sırasında
uzmanlar tarafından tespit edilen davranışları,
8) Suçluluklarına ve topluma
uyumsuzluklarına veya korunmaya muhtaç olmalarına neden olan etkenler
hakkında bilgiler,
b) Çocuğun fiziksel,
psikolojik ve sosyal yönden incelenmesi sırasında elde edilen ve
olayın açıklanması bakımından önemli görülen bilgiler,
c) Çocuk hakkında Kanunun 5
inci maddesinde gösterilen tedbirlerden hangisinin yararlı olacağına,
tedbirin yanında denetim altına alınmasına gerek olup olmadığına dair
öneriler,
d) Çocuk hakkındaki tedbir
veya denetim kararlarının ne kadar süre ile uygulanması gerektiğine
ilişkin öneriler,
e) Çocuklar ve ailelerine
uygulanabilecek özel tretman veya
psikiyatrik tedavi hususunda öneriler.
(2) Raporda çocuğun işlediği
fiille ilgili olarak hukukî anlam ve sonuçları kavrayabilme ve bu
fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup
olmadığı hakkında sonuç değerlendirmesinde bulunulmaz.
(3) Sosyal inceleme raporu,
suça sürüklenmiş çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını
algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur.
Sosyal inceleme raporları
hakkında bilgi edinme
MADDE 22 –
(1) Sosyal inceleme raporunun birer örneğini çocuğun avukatı veya
yasal temsilcisi Cumhuriyet savcısından, mahkemeden veya çocuk
hâkiminden alabilir. Çocuğa raporun içeriği hakkında bilgi verilir.
Ancak, söz konusu bilgi ve belgeler gizli tutulur, amacı dışında
kullanılamaz.
(2) Çocuk ve avukatı hariç
olmak üzere birinci fıkrada gösterilen kişilerin sosyal inceleme
raporu hakkında bilgi sahibi olmasının çocuğun yararına aykırı
olduğuna kanaat getirilirse, raporun incelenmesi kısmen veya tamamen
yasaklanabilir. Ancak, sosyal inceleme raporlarından çocuğun bilgi
sahibi olması hâlinde çocuğun psiko-sosyal
gelişimini olumsuz yönde etkileyeceği kanaatine varıldığı takdirde
çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi temel ilkesi nazara alınarak
çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek bilgileri içeren
bilgi ve belgeler çocuğa verilmeyebilir.
(3) Tedbir kararlarını yerine
getirmekle görevli kişi, kurum veya kuruluşlarca, bu tedbir
kararlarının yerine getirilmesinde hazırlanacak uygulama plânına veya
çocuk hakkında denetim altına alma kararı verilmiş ise denetim plânı,
denetim raporu ve değerlendirme raporlarına esas olmak üzere; birinci
ve ikinci fıkradaki ilkelere uymak şartıyla sosyal inceleme raporundan
yararlanılabilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Denetim
Denetim altına alma kararı
MADDE 23 –
(1) Denetim altına alma kararı;
a) Koruyucu ve destekleyici
tedbir kararı verilen çocuk hakkındaki kararın amacına ulaşmasını ve
çocuğa etkili bir koruma ve gözetim hizmeti sunulmasını sağlamak üzere
kararların yerine getirilmesinin izlenmesi ve denetlenmesini,
b) Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen
çocuk hakkında mahkemece belirtilen koşullar ve süre içinde, denetim
plânı doğrultusunda suça sürüklenen çocuğun toplumla bütünleşmesi
açısından ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynakların
sağlandığı toplum temelli bir uygulamayı,
ifade eder.
(2) Mahkeme veya çocuk hâkimi
tarafından denetim altına alma kararı verilebilecek hâllerde, çocuğun;
yetiştirilme şekli, kişisel özellikleri, yaşadığı çevre, bulunduğu
ortam ve onun suça yönelmesine etkin davranışlar araştırılır.
Denetim görevlisinin
görevlendirilmesi
MADDE 24 –
(1) Suç tarihinde oniki yaşını bitirmiş
suça sürüklenen çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir
kararı ile birlikte çocuğun denetim altına alınmasına karar verilmesi
hâlinde; denetimli serbestlik ve yardım merkezî şube müdürlüğü veya
bürosu tarafından bir denetim görevlisi görevlendirilir. Bu halde
denetime ilişkin mahkeme kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
Cumhuriyet başsavcılığınca denetimli serbestlik genel defterine
kaydedildikten sonra şube müdürlüğü veya büroya iletilir. Şube
müdürlüğü veya büro bu kararı çocukların denetimine ilişkin deftere
kaydeder. Şube müdürlüğü veya büro tarafından görevlendirilen denetim
görevlisi bu Yönetmeliğin 25 inci maddesinde belirtilen görevleri
yerine getirir.
(2) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilen çocuğun denetim altına alınmasına karar verilmesi
hâlinde; denetimli serbestlik ve yardım merkezî şube müdürlüğü veya
bürosu tarafından bir denetim görevlisi görevlendirilir.
(3) Korunma ihtiyacı olan
çocuklar veya suç tarihinde oniki yaşını
bitirmemiş suça sürüklenen çocuklar ile çocuğun aileye teslimi yönünde
karar verilmesi hâlinde, bu çocuklar hakkında denetim görevi gözetim
esaslarına göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından
yerine getirilir. Bu hâlde denetime ilişkin mahkeme kararı Cumhuriyet
başsavcılığınca denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten
sonra doğrudan bu kuruma gönderilir.
(4) Denetim altına alınmasına
karar verilen çocuk hakkında aynı zamanda koruyucu ve destekleyici
tedbir kararı verilmesi hâlinde denetim görevinin ifasında, tedbir
kararını ya da kararlarını yerine
getirecek kurum veya kuruluşlarla işbirliği yapılır. Gerektiğinde
çocuk hakkında denetim plânı ve denetim raporlarının hazırlanmasında,
tedbiri yerine getirmekle görevli kurumda bulunan uzmanlardan
yararlanılır.
(5) Görevlendirme sırasında
çocuğun kişisel özellik ve ihtiyaçları dikkate alınır ve çocukla iyi
iletişim kurabilecek olanlar tercih edilir.
Denetim görevlisinin
görevleri
MADDE 25 –
(1) Denetim görevlisinin görevleri şunlardır:
a) Kararla ulaşılmak istenen
amacın gerçekleşmesi için çocuğun eğitim, aile, kurum, iş ve sosyal
çevreye uyumunu sağlamak üzere onu desteklemek, yardımcı olmak,
gerektiğinde önerilerde bulunmak.
b) Çocuğa eğitim, iş, destek
alabileceği kurumlar, hakları ve haklarını kullanma konularında
rehberlik etmek.
c) İhtiyaç duyacağı
hizmetlerden yararlanmasında çocuğa yardımcı olmak.
d) Kaldığı yerleri ve ilişki
kurduğu kişileri ziyaret ederek çocuğun içinde yaşadığı şartları,
ailesi ve çevresiyle ilişkilerini, eğitim ve iş durumunu, boş
zamanlarını değerlendirme faaliyetlerini yerinde incelemek.
e) Alınan kararın
uygulanmasını, bu uygulamanın sonuçlarını ve çocuk üzerindeki
etkilerini izlemek, tâbi tutulduğu yükümlülüklerin yerine
getirilmesini denetlemek.
f) Çocuğun gelişimi hakkında,
üçer aylık sürelerle Cumhuriyet savcısı veya mahkemeye rapor vermek.
(2) Denetim görevlisi,
görevini yerine getirirken gerektiğinde çocuğun ana ve babası, vasisi,
bakım ve gözetiminden sorumlu kimse ve öğretmenleriyle işbirliği
yapar.
(3) Çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse çocuğun devam ettiği okul,
işyeri veya çocukla ilgili bilgiye sahip kurumların yetkilileri,
denetim görevlisine yardımcı olmak, görevi gereğince istediği
bilgileri vermek zorundadırlar.
(4) Çocuğun yakınları denetim
görevlisinin yetkilerine müdahale edemezler.
Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi hâlinde yapılacak işlemler
MADDE 26 –
(1) Hakkında kamu davasının açılması ertelenen çocuğun, denetim altına
alınmasına da karar verilmesi hâlinde; çocuğa ilişkin mahkeme kararı
Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcılığınca
denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube
müdürlüğü veya büroya iletilir. Şube müdürlüğü veya büro bu kararı
çocukların denetimine ilişkin deftere kaydettikten sonra çocuğun
ailesi veya kanuni temsilcisine on gün içinde çocuk ile birlikte şube
müdürlüğü veya büroya başvurması için bildirim yapar. Bu süre içinde
başvurulması hâlinde bu Yönetmeliğin 24 üncü maddesi gereğince denetim
görevlisi görevlendirilir. Denetim görevlisi bu Yönetmeliğin 25 inci
maddesinde belirtilen görevleri yerine getirir.
(2) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi kararı verilen ancak denetim altına alınmayan
çocuklara ilişkin ilâmlar Cumhuriyet başsavcılığınca takip edilir.
(3) Kamu davasının
açılmasının ertelenmesine ilişkin verilen kararlar, talî karar fişi
düzenlenerek sisteme kaydedilmek üzere Adlî Sicil ve İstatistik Genel
Müdürlüğüne gönderilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi hâlinde, kanunun kamu davasının açılmasının
ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilmesine ilişkin maddelerinde belirtilen amaçlar için
kullanılabilir.
Hükmün açıklanmasının geri
bırakılması hâlinde yapılacak işlemler
MADDE 27 –
(1) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ancak bir
yükümlülük belirlenmeyen ve denetim altına alınmasına karar verilmeyen
çocuklar ile ilgili kararlar, talî karar fişi düzenlenerek sisteme
kaydedilmek üzere Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne
gönderilir.
(2) Hükmün açıklanmasının
geri bırakılması hâlinde mahkemece denetim süresi içinde; denetimli
serbestlik tedbiri olarak yükümlülük belirlenen veya denetim altına
alma kararı verilen ya da yükümlülük
belirlenerek denetim altına alma kararı verilen çocuğa ilişkin mahkeme
kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet
başsavcılığınca denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten
sonra şube müdürlüğü veya büroya iletilir. Şube müdürlüğü veya büro bu
kararı çocukların denetimine ilişkin deftere kaydettikten sonra
çocuğun ailesi veya kanunî temsilcisine on gün içinde çocuk ile
birlikte şube müdürlüğü veya büroya başvurması için bildirim yapar. Bu
süre içinde başvurulmaması hâlinde defterdeki kayıt kapatılarak durum
Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla mahkemeye bildirilir. Bu süre
içinde başvurulması hâlinde karar aşağıda belirtilen usûl ve esaslar
kapsamında yerine getirilir:
a) Mahkemece sadece
yükümlülük belirlenmesi hâlinde bu yükümlülük 20/12/2005 tarihli ve
26029 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma
Kurulları Yönetmeliğinde belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde
yerine getirilir.
b) Mahkemece sadece denetim
altına alma kararı verilmesi hâlinde bu karar bu Yönetmeliğin 24 ve 25
inci maddeleri gereğince yerine getirir.
c) Mahkemece yükümlülük ile
birlikte denetim altına alma kararı verilmesi hâlinde bu karar (a) ve
(b) bentlerine göre yerine getirilir.
(3) Hükmün açıklanmasının
geri bırakılmasına ilişkin verilen kararlar, talî karar fişi
düzenlenerek sisteme kaydedilmek üzere Adlî Sicil ve İstatistik Genel
Müdürlüğüne gönderilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya
kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından istenmesi hâlinde, kanunun kamu davasının açılmasının
ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı
verilmesine ilişkin maddelerinde belirtilen amaçlar için
kullanılabilir.
Denetim plânı
MADDE 28 –
(1) Çocuğa uygulanacak denetimin yöntemi, denetim görevlisince, sosyal
incelemeyi yapan uzman veya mahkeme nezdindeki
sosyal çalışma görevlisi ile birlikte, görevlendirmeyi takip eden on
gün içinde hazırlanacak bir plânla belirlenir.
(2) Denetim plânı
hazırlanırken koruyucu ve destekleyici tedbir kararını uygulayacak
yerin görüşü alınır ve denetim plânı işbirliği içinde hazırlanır.
(3) Denetim plânı
hazırlanırken;
a) Çocuk hakkında alınan
tedbirin amacı, niteliği ve süresi,
b) Çocuğun ihtiyaçları,
c) Çocuğun içinde bulunduğu
tehlike hâlinin ciddiyeti,
d) Çocuğun ana ve babası,
vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse tarafından çocuğa verilen
desteğin derecesi,
e) Suça sürüklenmesi
sebebiyle tedbir alınmış ise suç teşkil eden fiilin mahiyeti,
f) Çocuğun görüşü,
dikkate alınır.
(4) Denetim plânı, mahkeme
veya çocuk hâkimince onaylandıktan sonra derhal uygulanır.
(5) Çocuklar hakkında verilen
denetimli serbestlik kararlarının infaza başlama tarihi denetim
plânının hâkim tarafından onaylandığı tarihtir.
Denetim raporu
MADDE 29 –
(1) Denetim görevlisi, kararın uygulama biçimi, çocuk üzerindeki
etkileri ile çocuğun ana ve babası, vasisi, bakım ve gözetiminden
sorumlu kimselerin veya kurumların çocuğa karşı sorumluluklarını
gereğince yerine getirip getirmedikleri, kararın değiştirilmesini
gerektirir bir durum olup olmadığı ve istenen diğer hususlarda her ay,
ayrıca talep hâlinde mahkeme veya çocuk hâkimine denetim raporu verir.
Değerlendirme raporu
MADDE 30 –
(1) Denetim görevlisi, denetim altında bulunan çocuğun şahsî, sosyal
ve duygusal durumunu, okul ve arkadaş çevresini, aile yaşantısını göz
önünde bulundurarak, yapılan rehberlik ve iyileştirme çalışmaları
neticesinde çocuğun nasıl bir gelişme gösterdiğini, olumsuz
davranışlarını değiştirmedeki istekliliği ve başarısı ile çocuk
hakkında yapılmasının faydalı olacağını düşündüğü diğer çalışmaların
belirtildiği bir değerlendirme raporu hazırlayarak, üç ayda bir
mahkeme veya çocuk hâkimine verir.
(2) Değerlendirme raporu
hazırlandığı hallerde denetim raporu, bu rapor içinde değerlendirilir.
Denetime ara verilmesi
MADDE 31 –
(1) Denetim altına alınanın askere gitmesi veya sağlık, yurtdışı
eğitimi gibi yerleşim yerinden geçici süreyle ayrılmasını haklı,
geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazeretine
dayandırabilmesi hâlinde denetime ara verilir. Bu halde Cumhuriyet
başsavcılığınca bir karar verilerek bu Yönetmeliğin 33 üncü maddesine
göre tebliğ edilir.
Denetimin sona ermesi
MADDE 32 –
(1) Denetim, kararda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erer. Tedbirden
beklenen yararın elde edilmesi hâlinde denetim, sürenin dolmasından
önce de kaldırılabilir.
(2) Denetim, çocuğun başka
bir suçtan dolayı tutuklanması veya cezasının yerine getirilmesine
başlanmakla sona erer.
Bildirim
MADDE 33 –
(1) Şube müdürlüğü veya büro tarafından yapılacak bildirim, suça
sürüklenen çocukların aileleri veya kanunî temsilcilerine 11/2/1959
tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
(2) Bildirim, hükümde
gösterilen adrese yapılır. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye
veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür, aksi halde
hükümde gösterilen adrese yapılan tebligat geçerlidir.
Yetki alanı ve çocuğun
yerleşim yerinin değişmesi
MADDE 34 –
(1) Yetki alanında şube müdürlüğü veya büro bulunmayan Cumhuriyet
başsavcılığı, kararı denetimli serbestlik genel defterine kaydettikten
sonra, şube müdürlüğünün bağlı bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığına
gönderir. Karar, Cumhuriyet başsavcılığınca denetimli serbestlik genel
defterine kaydedildikten sonra şube müdürlüğüne gönderilir.
(2) Hakkında denetimli
serbestlik tedbiri hükmedilen ya da
denetim altına alınan çocuğun, infaz sırasında yerleşim yerinin
değişmesi hâlinde dosya, yerleşim yerinin bulunduğu şube müdürlüğü
veya büroya gönderilir.
Denetim plânı ile denetim
ve değerlendirme raporları hakkında bilgi edinme
MADDE 35 –
(1) Denetim plânı ile denetim ve değerlendirme raporlarının birer
örneğini çocuğun avukatı veya yasal temsilcisi Cumhuriyet savcısından,
mahkemeden veya çocuk hâkiminden alabilir. Çocuğa raporun içeriği
hakkında bilgi verilir.
(2) Çocuk ve avukatı hariç
olmak üzere birinci fıkrada gösterilen kişilerin denetim plânı ile
denetim ve değerlendirme raporları hakkında bilgi sahibi olmasının
çocuğun yararına aykırı olduğuna kanaat getirilirse, bunların
incelenmesi kısmen veya tamamen yasaklanabilir. Ancak, denetim
raporlarından çocuğun bilgi sahibi olması hâlinde çocuğun
psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde
etkileyeceği kanaatine varıldığı takdirde çocuğun yarar ve esenliğinin
gözetilmesi temel ilkesi nazara alınarak çocuğun gelişimini olumsuz
yönde etkileyebilecek bilgileri içeren bilgi ve belgeler çocuğa
verilmeyebilir.
ALTINCI BÖLÜM
Görevlilerin Hizmet Öncesi ve Hizmet
İçi Eğitimi
Hâkim ve savcıların hizmet
öncesi ve meslek içi eğitimleri
MADDE 36 –
(1) 1/6/2004 tarihli ve 25479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adlî
Yargı Hâkim ve Savcı Adayları ile İdarî Yargı Hâkim Adaylarının Meslek
Öncesi Eğitimlerinin Yaptırılmasının Esas ve Usûllerine İlişkin
Yönetmelik hükümleri çerçevesinde hâkim ve savcı adaylarına çocuk
hukuku, sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve psikolojisi gibi konularda
eğitim verilir.
(2) Hâkim ve savcılara
mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına uygun olarak
29/8/1983 tarihli Bakan onayı ile yürürlüğe giren Hâkim ve Savcıların
Meslek İçi Eğitim Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde çocuk hukuku,
sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve psikolojisi gibi konularda
uzmanlaşmalarını sağlamak ve kendilerini geliştirmelerine yönelik
eğitim verilir.
Diğer görevlilerin hizmet
öncesi ve meslek içi eğitimleri
MADDE 37 –
(1) 4/2/1986 tarihli Bakan onayı ile yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı
Aday Memurlarının Eğitim Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, sosyal
çalışma görevlilerine ve denetimli serbestlik ve yardım merkezî şube
müdürlüğünde görevli denetim görevlilerine adaylık dönemlerinde çocuk
hukuku, sosyal hizmet, çocuk gelişimi ve psikolojisi gibi konularda
eğitim verilir.
(2) Sosyal çalışma
görevlileri ile denetimli serbestlik ve yardım merkezî şube
müdürlüğünde görevli denetim görevlilerine 16/7/1985 tarihli Bakan
onayı ile yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Hizmet İçi Eğitim
Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde çocuk hukuku, sosyal hizmet, çocuk
gelişimi ve psikolojisi gibi konularda uzmanlaşmalarını sağlamak ve
kendilerini geliştirmelerine yönelik eğitim verilir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Tutulacak kartonlar
MADDE 38 –
(1) Cumhuriyet başsavcılıklarında kamu davasının açılmasının
ertelenmesine dair kararların saklandığı özel bir karton tutulur. Bu
kartona konulacak karar nüshalarında Cumhuriyet savcısının imzası ile
Cumhuriyet başsavcılığı mührünün bulunması zorunludur.
(2) Denetim altına alınan
çocuklar hakkında verilen kararların tarih ve sıra numarasına göre
saklandığı özel bir karton tutulur. Bu kartonlara konulacak karar
nüshalarında ilgisine göre hâkim veya mahkeme başkanı ile zabıt
kâtibinin imzalarının ve mahkeme mührünün bulunması zorunludur.
Ayrıca, çocukların isimlerini ve karar numaralarını gösteren bir liste
yapılır. Bu listeler, çocuk hakkında mükerrer karar verilmesini
önlemek için o yerde bulunan çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerine
bildirilir.
Raporlar
MADDE 39 –
(1) Sosyal inceleme raporu, denetim plânı, denetim ve değerlendirme
raporları ile çocukların kişilik gelişimlerini, aile ve sosyal
çevrelerini gösteren her türlü evrak dava dosyası içinde ayrı bir
bölümde tarih sırasına uygun olarak muhafaza edilir.
(2) Sosyal inceleme
raporlarının bir örneği, raporu hazırlatan mahkeme veya Cumhuriyet
başsavcılıklarınca ayrı bir kartonda tutulur, isme göre listelenir.
Söz konusu listelerin birer örneği, her ay güncellenerek aynı yerde
bulunan çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemeleri ile Cumhuriyet
başsavcılığına bilgileri bakımından gönderilir.
Elektronik ortamda kayıt
MADDE 40 –
(1) Elektronik ortamda kayıtların tutulmasına başlandığı takdirde,
defterlerle birlikte tüm kayıt ve bilgiler ayrıca elektronik ortamda
tutulur ve saklanır. Elektronik ortamda tutulan kayıtların ihtiyacı
karşıladığının tespiti hâlinde, kayıtların yazılı olarak tutulması
uygulamasından vazgeçilebilir.
Yürürlük
MADDE 41 –
(1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 42 –
(1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı yürütür.
|